logo
Sağlık   15.718

Kanserin Penceresinden 2: Kanser Ve Ruhsal Gelişim

Paylaş:
Sitemizin danışma kurulundan Sn. Özer Baysaling´in geçirdiği kanser hastalığı dolayısıyla, kanser hastalarına ve onlara bakanlara; bilgi, yaşananların paylaşımı, ümit ve cesaret vermek amacıyla yazdığı, piyasada tükenmiş olan "Kanserin Penceresinden Bir yaşam sentezi" kitabından kısa alıntıları, genel istek üzerine sitemizde bölümler halinde yayınlıyoruz. Bu yazı 9 ayrı bölümden oluşmaktadır.

Esasında ilk eşim Dünyaca Ünlü Dans Yıldızı Nejla Ateş de kanserin pençesinde yaşadığından, olayın yabancısı da değildim… Doktorlar altı ay yaşamaz dedikleri halde, beş sene yaşamıştı. Yüksünmeden ona bakmış ve tüm servetimi bu uğurda tüketmiştim.

Küçükken, Cerrahpaşa Hastanesinin gasil hanesine (ölülerin konduğu yer) bakan konakta otururken, her gün sayısız cenaze geçerdi önümüzden. Bu yüzden, daha o küçücük çocukluk yıllarımda, ölümün acısını yakından tanır, ölümün anlamsızlıklarını yaşardım. Bu yaşamın, sadece ölümlü olduğunu, sevgi ve insanlıktan başka hiçbir şeyin değeri olmadığını, daha o yaşlarda farkında olmadan öğrenmiştim.

Ayrıca, tarihi semtimiz eski mezarlıklarla doluydu. Tanrıya uzanan eller gibi, göğe yükselen taşlar, ağaçlar, kabirler, etraftaki camiler, bütün eskimişlikler, gizli bir bütünlük içinde, duyamadığım bir fısıltı ile konuşuyorlar gibi gelirdi bana. Bu yüzden, ölümün fısıltısını hayatım boyunca hep hissettim.

Yaşadığım yıllar akıp giderken hep bir şeyler koparmıştı benden. Öldürücü yaralarını bağrımda bırakarak! Şimdi ben de ölümü kendime yakın hissediyorum. Bunca acılardan sonra, etrafıma da eziyetler vererek öyle mi ebedi yolculuğa çıkacaktım? Ölümden de beterdi...

Bu arada hayatımda incir çekirdeğini doldurmayacak ne çok şeye üzüldüğümü, hatta ne boş şeyler peşinde koştuğumu düşünüyorum hayıflanarak. Tefekkür yaptığımı zannederken, fani yaşamın ölümlü olduğunu ve tanrısal mesajların ibret verici hatırlatıcılığını gözden kaçırıp ne gereksiz şeyler yapmışım.

Daha sonra çeşitli kişisel gelişim kitaplarını adeta yuttum. Bunların bazıları dini içerikli, bazıları ise insanlara mutlu olmayı öğreten psikolojik kitaplardı. Esasında önerdikleri tavsiyelerin çoğu bildiğim şeylerdi. Fakat günlük hayatta bunları unutuyorduk. Ancak hepsindeki tavsiyeleri tam olarak uygulamak mümkün değildi. Yaşam inişli çıkışlıydı. Mutluluk oyunu oynamanın da anlamı yoktu. Vücudunuzda insanı perişan eden sıkıntılar varken "lay...lay...lom" la kendini aldatmak da mümkün değildi.

Ancak hepsini tetkik ettikten sonra, üç ortak noktayı şöyle özetleyebilirim:
1- Geçmişin olumsuzluklarını yaşamından çıkarmak,
2- Ana yoğunlaşmak ve onu yakalamaya çalışmak,
3- Gelecek korkusundan kurtulmak.

Bunları kanserin penceresinden bakarak yaşamıma şöyle uygulamaya çalıştım:
Bunların ilki "Dünün çöplerini bugüne taşıma, yaşamından çıkar" şeklindeki önerilerdi. Gerçekten geçmiş yaşamımda ne hicran yaraları, ne ihanetler, kin ve nefretler vardı. Ne kadar gayret etsem bunların tümünden kurtulmam da mümkün değildi. Ama kanserden sonra, yaşama bir kere gelmiş olmanın ve çektiğimiz üzüntülerin anlamsızlığını daha iyi hissetmeye başlamıştım. Sağlıklı yaşamdan daha değerli hiçbir şey yoktu.

Beni rahatsız eden ve benden başka kimseye zararı dokunmayan geçmişe ait olumsuz duyguları daha kesin bir kararlılıkla dünyamdan çıkarmaya çalıştım… Bu bana rahatlık verdi.

Bugünü ve anı yakalayıp yaşayabilmek ise daha zordu. Günlük sıkıntılar bir yana, kemoterapinin yan etkileri insanı anı yaşamaya imkân bırakmıyordu… Anda ne yakalayabilirdim? İçinde bulunduğum olumsuz duruma rağmen hiç usanmadan elimdeki nimetleri bulmaya çalıştım… On sene evveline kadar tedavi şansı çok az olan hastalığım, yeni bulunan ilaçlarla %50 kesin, %25 de birkaç seneliğine ertelemek suretiyle tedavi edebiliyordu. Gene de tabancanın dört deliğinden birinde kurşun vardı ve ben "Rus Ruleti" oynuyor gibiydim. Buna rağmen yaptığım telkinlerle ¾ şansıma daha çok güveniyordum. Bir süre sonra yeni icatlar yeni şanslar da yaratabilirdi.

Bu şekilde anı yakalamak için önce halime şükür ederken, günlük yaşamda küçük şeyler sandığım ama çok önemli şeylerle bütünleşmeye çalışıyordum. Örneğin yediğim her lokma bana adeta zehir gibi gelirken, o lokmalardaki besinlerin yetişirken; güneşten, sudan ve topraktan aldıkları enerjileri vücudumun hücrelerine gönderdiğimi düşünüyordum. Böylece tüm tabiatı ve enerjilerini bedenimde hissetmeye çalışırken, tabiatla bütünleşiyordum. Her şeyle bir olabilmek, kâinatla bütünleşmek gibi bir şey…

Ya dostlar!.. Sevgi ve sevginin gücü!.. Bu noktada hastalığım bana bu güne kadar yaşadığım büyük bir yanılgımı öğretti. Gerek Avukatlık mesleğim ve gerekse spor salonu sahipliğim ve idareciliğim sırasında birçok kişiye karşılık beklemeden iyilik ve yardımlar yaptım. Bunları yaparken ne yazık ki kendimi büyük ölçüde kullandırttım. Ancak her ne kadar karşılık beklemesem bile, içimde gizli bir vefasızlık ve şükran duygusu hicranı taşıdığımı itiraf edeyim. Oysa kanser hastalığım sırasında, hiç beklemediğim yerlerden müthiş ilgi ve sevgi gördüm. Bu da bana, yapılan iyiliklerin karşılığının mutlaka ayni kişilerden dönmesi gerekmediğini, ilahi takdirin bunları başka kanallardan da insana geri döndüreceğini çok iyi öğretti.

Hele o kemoterapi seansları sırasındaki dostluklar!.. Hasta ve yakınları birbirleriyle ilgileniyorlardı. Dışarıda insanlar birbirlerini öldürürken, kemoterapi yapılan salonda herkes bir anlık sağlıklı soluk için çırpınarak yardımlaşmaya çalışıyordu.

Böylece kanserle savaşılmayacağını, ancak onu kendimden uzaklaştırmak için savaş yerine barış yapmanın daha doğru olduğunu anlamıştım. Eğer kanserim düzelecekse, tedaviye devam ederek, günü yakalamaya çalışıp, kuvvetli bir moralle, kendimi takdire bırakarak düzelecekti. Gün yaşadığımız o gündü. Hiç kimsenin yarını ise zaten belli değildi. "Hayatın en büyük güvencesi de, hayatın güvencesiz olduğunu bilmekten geçiyordu."

Yazı dizisinde anlatılanlar bir kanser hastasının kansere yakalandığını öğrenmesinden başlayarak, tedavi süresince yaşadıkları ve hissettiklerini paylaşmaya yöneliktir. Kesinlikle teşhis ve tedavi amacı gütmez, teşhis ve tedavi ancak konusunda uzman hekimlerin birebir hasta ile olan ilişkisiyle yürütülmelidir.

Herkese sağlıklı ve mutlu yaşamlar dileriz.
Dikkat! Sağlık bölümündeki yazılar, sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikte, toplumu bilgilendirmeye yönelik içeriklere yer verecek şekilde hazırlanmaktadır. Tedavi yöntemleri sadece bilgi amaçlı olup teşhis ve tedavi ancak konunun uzmanı hekimlerin hastayı muayenesi neticesinde hekim veya yetkili sağlık personelleri tarafından uygulanır. Kesinlikle doktora danışmadan hiçbir internet sitesindeki bilgiye dayanarak teşhis ve tedaviye başlamayınız.
Bunları Okudunuz mu?
Yağı Tamamen Kesmek mi? Tabi ki Hayır

Yağı Tamamen Kesmek mi? Tabi ki Hayır

Vücut kendi içindeki sistemleri düzene sokmak, vitaminlerin ve minerallerin işlemden geçmesine yardımcı olmak için, belli bir yağ oranını korumak zorundadır…

Alerji Çeşitleri Nelerdir? Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Alerji Çeşitleri Nelerdir? Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hayatı çekilmez kılan alerji. Nasıl korunabilirz? Tedavisi nasıl yapılıyor? Cevapları bu yazımızda…

Bitkisel Afrodizyaklar: İşte Doğal Sex İlaçlarınız

Bitkisel Afrodizyaklar: İşte Doğal Sex İlaçlarınız

Eşinizin ya da sevgilinizin performansı giderek düşmeye mi başladı? Hemen moralinizi bozmayın. Bu yazımızı okuyun.

kanser, kansere yakalanmak, kanser hastası anlatıyor, kanser hastası, kanser tedavisi, kemoterapi, kanser süreci, kanser nedir, kanser ve yaşam,

Yorum Yazabilirsiniz

(E-postanız Yayınlanmayacaktır.)
Karakter  Kaldı

Yorumlarınız & Sohbet

AHMET ULUDAĞ     02.11.2013
Ekim 2010 dan beri 3 yıldır kolon kanseri ve karaciğer metastazı ve karaciğer metastazının nüksetmesi nedeni ile 50 civarında kemoterapi aldım ve almaya devam ediyorum.
kolon ve 2 defa karaciğer ameliyatı da oldum.

selam ve saygıla
© 2020 - Sporeva.com
Gizlilik İlkemiz Hakkımızda İletişim

Yeniliklerden Haberdar Olabilirsiniz!

Web Tasarım