logo
Sağlık   28.249

Kanserin Penceresinden 4: Kemoterapiler ve Tedavi Süreci

Paylaş:

Sitemizin danışma kurulundan Sn. Özer Baysaling´in geçirdiği kanser hastalığı dolayısıyla, kanser hastalarına ve onlara bakanlara; bilgi, yaşananların paylaşımı, ümit ve cesaret vermek amacıyla yazdığı, piyasada tükenmiş olan "Kanserin Penceresinden Bir yaşam sentezi" kitabından kısa alıntıları, genel istek üzerine sitemizde bölümler halinde yayınlıyoruz. Bu yazı 9 ayrı bölümden oluşmaktadır.

"Nice güzel yazlardan sonra, kaygıların kışı geldi çattı. Ümit dolu günler yerini, ümitsizliğin kasvet dolu bulutlarına terk etti..."

Kemoterapiye karar verildikten sonra, artık durumumu dostlarıma da bildirme sırası geldiğini düşündüm. Kanseri kabullenmiştim.

Herkes hayret içindeydi. Öncelikle benim gibi spor yapan, sağlık ve güç sembolü gördükleri kişinin kanser olabileceğine inanamıyorlardı. Diğer taraftan da bana acıyorlar, ne söyleyeceklerini bilemiyorlardı.

Kısa zamanda bilen bilmeyenlere duyurdu ve her taraftan geçmiş olsun dilekleri yağmaya başladı. "Siz bunu yeneceksiniz. Siz yenemezseniz kimse yenemez" şeklinde mesajlar gönderiyorlar, bana ulaşanlar ise bana moral ve ümit vermeye çalışıyorlardı.

Kemoterapi seansları ve ölümle dans
İki gün üst üste olmak üzere, üç haftada bir sekiz seans kemoterapiye girecektim. İlk günkü serum halindeki ilaç Dünyada dört sene ve Türkiye´de de iki senedir kullanılıyordu. Benim türdeki hastalar için mucize bir buluşmuş.

İkinci gün ise dört ayrı ilaç serum halinde veriliyordu. Bunlar ise klasik kanser kemoterapi tedavisi olarak uygulanan ve vücuttaki lenf hücrelerini yok edecek olan, benim zehir olarak isimlendirdiğim ilaçlardı. Tabi bu ilaçlar akyuvarları da yok ederek, vücuttaki birçok merkezde yan etkiler yapıyordu. Ayrıca evde de beş gün çok yüksek dozda kortizon kullanıyordum.

Tabi kemoterapinin ne olduğunu, ancak ona başladıktan sonra çok daha iyi anladım.
Seanslara başladıktan birkaç gün sonra birden bire korkunç bir düşüşe girdim. Midem bulanmaya, her yerim ağrımaya başladı. Ağzımın içinde yaralar çıktı. Yemeklerden tat alamıyordum. Korkunç bir halsizlik üzerime çöktü. Tarifi imkânsız bir olumsuzluklar yumağı bütün vücudumu sarmaya başladı. Sanki birkaç günde otuz yaş daha yaşlanmıştım. Diyebilirim ki; ruhum sağlıklı bedenimden çıkmış, her türlü hastalığı olan yüz yaşında, hiç tanımadığım bir bedene girmişti. Vücudumdaki olumsuzlukların hangisini tarif edeceğimi bilemiyordum. Bitip tükenmiş ve moral olarak da çökmüştüm.

Üçüncü kemoterapiden sonra dengeler daha da değişti… Kendi başıma dolaşmaya çıkmıştım. Esasında kendimi iyi hissetmiyor ve zorlukla yürüyordum. Tam bir dükkândan içeriye gireceğim zaman bir anlık beyaz bir boşluğa uçtuğumu hissettim. Sonrasını hatırlamıyorum.

Kendime geldiğim zaman ben yerdeydim ve başımda insanlar toplanmıştı. "Öteki dünyaya gitti, geldi" vs gibi şeyler söylüyorlardı. Gerçekten öteki dünyaya gidip gelmiş gibi bir boşluk ve sersemlik içindeydim.

O anda altımda bir ıslaklık hissettim... Allah´ım ne utanç verici bir durumdu. Bayılırken büyük aptesimi altıma kaçırmışım. Ben güçlü insan ne durumlara düşmüştüm. Oysa her şey insan içindi ve her an herkesin başına birçok şey gelebilirdi!

Eşime haber verdim. O da büyük bir endişe içinde geldi. Beni alıp eve getirdi. Kısa bir duşla yıkandıktan sora Marmara Üniversitesi Acil Servisine götürdü. Beni derhal hayati cihazlara bağladılar.

Bu arada ateşim çıktı. Doktorların kemoterapide en çekindikleri şey enfeksiyon kapmak ve ateşti. Çünkü kemoterapi vücudun tüm savunma sistemini çökertiyordu.
Bu olayla kendime olan güvenimi tamamen kaybettim.

Acil tam bir perişanlıktı. Refakatçiye izin verilmediği için, eşim orada burada vakit geçirip bu arada beni de beklemekten harap oldu. Sonra değerli doktorum ve bana hastalığımda büyük bir ilgiyle bakan Prof. Mahmut Bayık´ın servisine geçtik.

Vücudun dengesi bir kere bozuldu mu, ne yapılırsa yapılsın kolay düzelemiyordu. Düşmeyen ateşim sebebiyle, yüksek dozda çeşitli antibiyotik uygulamasına tabi tutuldum. Bu da başka türde yan etkilere sebep oluyordu. Gün be gün bilinmezler içinde çöküyordum.

Sonunda nefes alamaz oldum… Beni derhal oksijene bağladılar... Kemoterapi tedavisinde en korkulan şey zatürreeye yakalanmıştım. Akciğerlerim adeta suyla dolmuş ve ben su altında nefes almaya çalışıyor gibiydim. Oksijen maskesi olmadan, bir dakika için tuvalete bile gidemiyordum. Kanımdaki oksijen değeri hayati tehlike sınırlarına inmişti. Tamamen bitmiştim. Artık iyileşme ümitlerimi de yitirmiştim ve dayanamıyordum.

Nerede sahnelerde, akıl almaz akrobasi hareketleriyle alkış aldığım, sonsuz enerji ve güce sahip olduğum günler!.. hatta çok değil üç ay evveline kadar spor yaparken etrafımda hayranlık uyandırdığım vücudum!..

Filmlerdeki gibi hüngür hüngür, adım adım yaklaşılan dramatik bir ölüm...

Oksijen maskesinde bile nefes alamıyordum. Artık ölümü de düşünemez olmuştum. Ne olursa kabulüm şeklinde tam bir teslimiyetçilik... Belki de Mevlana´nın dile getirdiği vuslat buydu. Can bedene dar gelince, ölüm bir kurtuluş gibi geliyordu insana.

Bazen televizyona gözüm takılıyor. Zaten uzun süredir günlük olaylardan habersizim. Yan gözle bakıyorum. Değişen hiçbir şey yok. Hep ayni terane devam ediyor. PKK, türban, laiklik tartışmaları, Atatürk düşmanlığı, AB, siyasi rant ve çekişmeler, anarşik eylemler, gizli örgütler, gasplar, hırsızlıklar, cinayetler, trafik kazaları artan şiddette devam ediyor… Dünya da karışık. Büyük devletler, küçük devletlerle, adeta kedinin fareyle oynadığı gibi oynayıp kendi çıkarları uğruna mahvediyorlar.

Bu arada ben de ölümle dans ediyorum!..

Yazı dizisinde anlatılanlar bir kanser hastasının kansere yakalandığını öğrenmesinden başlayarak, tedavi süresince yaşadıkları ve hissettiklerini paylaşmaya yöneliktir. Kesinlikle teşhis ve tedavi amacı gütmez, teşhis ve tedavi ancak konusunda uzman hekimlerin birebir hasta ile olan ilişkisiyle yürütülmelidir.

Herkese sağlıklı ve mutlu yaşamlar dileriz.
Dikkat! Sağlık bölümündeki yazılar, sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikte, toplumu bilgilendirmeye yönelik içeriklere yer verecek şekilde hazırlanmaktadır. Tedavi yöntemleri sadece bilgi amaçlı olup teşhis ve tedavi ancak konunun uzmanı hekimlerin hastayı muayenesi neticesinde hekim veya yetkili sağlık personelleri tarafından uygulanır. Kesinlikle doktora danışmadan hiçbir internet sitesindeki bilgiye dayanarak teşhis ve tedaviye başlamayınız.
Bunları Okudunuz mu?
Aldatmanın Suçlusu Bulundu: Testosteron

Aldatmanın Suçlusu Bulundu: Testosteron

Testosteron'un kasları büyüttüğü biliniyor ancak, eşinizi veya sevgilinizi aldatma, ikinci bir eş bulma güdülerinizi tetiklediğini biliyor muydunuz?

Bel Ağrısında Yapılabilecek En İyi Egzersiz

Bel Ağrısında Yapılabilecek En İyi Egzersiz

Bu egzersiz sistemi “bel ağrısı olan ya da bel ağrısından korunmak isteyen herkesin” yapabileceği egzersizleri ve bir metodolojiyi içermektedir…

Vajinismus Birçok Çiftin Kabusu Olmuş Durumda

Vajinismus Birçok Çiftin Kabusu Olmuş Durumda

Yıllardır evli olup hala eşiyle cinsel ilişkiye giremeyen kadınlar var. İşte vajinismus birçok çiftin ya korkulu rüyası yada ayrılık sebebi.

kanser, kansere yakalanmak, kanser hastası anlatıyor, kanser hastası, kanser tedavisi, kemoterapi, kanser süreci, kanser nedir, kanser ve yaşam,

Yorum Yazabilirsiniz

(E-postanız Yayınlanmayacaktır.)
Karakter  Kaldı

Yorumlarınız & Sohbet

Akinca     03.04.2015
Ozer bey, Amerika'dan merhaba.Gecen hafta sizin MCL canser aynisi esimin basina geldi. 67 yasinda ama yasini kesinlikle tahmin edilmez, sporcu, dinamik, hayata bagli. Yazdiklariniz bize isik oldu,esime destek olarak onu yasama dondurecegim.
© 2020 - Sporeva.com
Gizlilik İlkemiz Hakkımızda İletişim

Yeniliklerden Haberdar Olabilirsiniz!

Web Tasarım